ENAG verilerine göre aralık ayında enflasyon yüzde 5,18 artarken, yıllık artış yüzde 137,55 oldu.
Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre, enflasyon aralık ayında yüzde 5,18 arttı. Yıllık enflasyondaki artış ise yüzde 137,55 olarak açıklandı.
Verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aralık ayında yüzde 5.18 arttı. Son 6 aylık enflasyon oranı ise yüzde 38.57 oldu. Yıllık enflasyondaki artış yüzde 137,55'e ulaştı.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Aralık ayında enflasyon aylık yüzde 1,18 yıllık yüzde 64,27 olarak gerçekleşti.
TÜFE'deki (2003=100) değişim 2022 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre %1,18, bir önceki yılın Aralık ayına göre %64,27, bir önceki yılın aynı ayına göre %64,27 ve on iki aylık ortalamalara göre %72,31 olarak gerçekleşti.
Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup %25,87 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise %79,83 ile konut oldu.
Ana harcama grupları itibarıyla 2022 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup %-4,14 ile ulaştırma oldu.
Buna karşılık, 2022 yılı Aralık ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise %5,91 ile sağlık oldu.
Enflasyon neye göre hesaplanır ?
Bazen günlük konuşmada birbiri yerine kullanılsa da enflasyon, fiyat artışı ve hayat pahalılığı farklı kavramlardır. Enflasyon fiyatların genel olarak ve sürekli bir biçimde yükselme eğiliminde olması olarak tanımlanabilir.
Fiyat artışı dediğimizde kastettiğimiz şey ise bir veya birkaç malın fiyatının sürekli artması ya da genel olarak malların fiyatlarının yalnızca bir kez artmasıdır. Hayat pahalılığı bir yerde fiyatların başka yerlere göre yüksek olması demektir.
Örneğin eskiden beri gelen enflasyonla New York’ta hayat pahalı hale gelmiş olsa da günümüzdeki enflasyon yüzde 3 dolayında olabilir. Bu durumda New York’ta enflasyon ılımlı olsa bile hayat pahalıdır diyebiliriz.
Enflasyon iki farklı endeksle hesaplanır: Üretici fiyatları aşamasında derlenen fiyatlarla hesaplanan endekse üretici fiyatları endeksi (ÜFE) denir.
Tüketiciye nihai satış aşamasında derlenen fiyatlar üzerinden hesaplanan endekse tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) denir. Çoğunluğu tüketici enflasyonu ilgilendirdiği için onu ele alacağım.
Tüketici aşamasında enflasyon iki tür veriye dayanılarak hesaplanır. İlk olarak seçilmiş hane halklarına hangi mal ve hizmetleri hangi ağırlıkla kullandıkları anket uygulamasıyla sorularak (hane halkı bütçe anketi) ve diğer bazı anket ve bilgiler kullanılarak hane halklarının bütçelerinde yer alan mallar ve hizmetlerin neler olduğu ve bunların bütçelerinde ne kadar ağırlık tuttuğu belirlenir. Bu mal ve hizmetler ve ağırlıklarıyla bir sepet oluşturulur.
TÜİK tarafından yapılan anketler ve belirlemeler sonucunda hane halklarının gıda maddeleri ve alkolsüz içecek grubu için aylık gelirlerinin ortalama yüzde 26,2’sini, bu kategoride yer alan beyaz peynir için de aile gelirlerinin yüzde 0,8836’sınıu harcadıkları saptanmıştır.
Beyaz peynirin fiyatı ay içinde değişiklik gösterdiği için 4 kez farklı günlerde derlenir. Her bir derlemede bulunan fiyat, sepetteki ağırlık oranı olan 0,8836 ile çarpılır ve en sonunda ortaya çıkan dört ağırlıklı fiyatın ortalaması alınarak beyaz peynirin o ay içindeki ortalama fiyatı bulunmuş olur.
Beyaz peynir için verdiğimiz örnek endekse giren diğer mallar için de yapılır ve her bir mal ve hizmetin o ay içindeki ortalama ağırlıklı fiyatı hesaplanır. Ay içinde çok değişiklik gösteren 15 gıda maddesi ve içecek dışında kalanların fiyatları 4 kez değil 2 kez derlenir, kiralar ise ayda bir kez derlenir ve hesaplamalar buna göre yapılır.
TÜFE sepeti için 444 ürün kategorisinde yer alan 1169 adet ürün çeşidinin fiyatı 27500 işyeri ve 4176 konuttan derlenmektedir. Bazı fiyatların 4 kez, bazılarının 2 kez derlendiği dikkate alınırsa her ay yaklaşık olarak 375.000 fiyatın derlendiği ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’de TÜFE endeksinin baz yılı 2003 yılı olarak alınmış, o yılın endeksi 100’e eşit kabul edilmiştir (2003 = 100.) Sonraki aylarda ve yıllarda hesaplanan TÜFE endeksi ile bu endeks karşılaştırılarak enflasyonun ne kadar arttığı ölçülmektedir.
2011 yılının Aralık ayında TÜFE endeksi 200,85 olarak, 2012 yılının Ocak ayında ise 201,98 olarak hesaplanmıştır. Buna göre 2012 yılı Ocak ayında tüketici enflasyonu bir önceki aya göre ((201,98 – 200,85) / 200,85 x 100 =)) yüzde 0,56 artmış olmaktadır. 2011 yılının Ocak ayında TÜFE endeksi 182,60 idi. Buna göre 2012 Ocak ayında yıllık TÜFE artışı ((201,98 – 182,60) / 182,60 x 100 = )) yüzde 10,61 olarak gerçekleşmiştir.
Peki Enflasyon Oranları Neden Farklı ?
ENAG Yöneticisi Prof. Veysel Ulusoy'a göre ise TÜİK'in hesaplama yöntemi, çağın ihtiyaçlarının gerisinde kalıyor:
"TÜİK enflasyonu en fazla aylık olarak hesaplıyor ancak dünya artık o kadar dinamik hale geldi ki hem yatırımcılar hem tüketiciler hem de hükümet harcamalarını kontrol eden karar vericilerin muhakkak günlük enflasyonu bilmeleri gerekiyor. Bu yüzden biz enflasyonu günlük, hatta saatlik olarak hesaplıyoruz.
"Kendi hesaplamamızda TÜİK'in enflasyon sepetindeki 418 maddeyi baz aldık ama TÜİK'ten farklı olarak, aynı ürünlerin sıklık verilerini de çekerek toplamda ürünlerin bir ayda değişine değişen fiyatlarıyla ilgili daha çok veriye ulaştık.
TÜİK 1 ayda mükerrer gidişle yaklaşık 550 bin fiyat verisine ulaşıyor ama ENAG 2 günde o sayıyı tamamlıyor. Geri kalan 28-29 günde, her gün yaklaşık 260 bin datayla TÜİK'in bir ayda aldığı datanın 15 katı bir veri seti elde ediyor."
Böylece istatistiksel öeklemenin bir kenara bırakılarak fiyat popülasyonu ile bütün fiyatları elde ettiklerini söyleyen Ulusoy, bu yöntemle enflasyon hesaplamasında hata olasılığının minimize edildiğini belirtiyor.
Ulusoy'a göre yüksek enflasyon seviyesi tek başına ciddi bir mesele olmayabilir ancak resmi veriler ve hissedilen enflasyon birbirini tutmadığında, halkın alım gücü günden güne eriyor:
"Bir ülkede enflasyon yüzde 40-50 bile olabilir ancak toplumu yoksullaştıran esas olarak enflasyonun değişkenliğidir. Öeğin yüzde 40 seviyesinde kararlı bir resmi enflasyonda her şeyin fiyatını buna göre belirlenir, belli dönemlerde sadece paraya 0 eklenir ya da paradan 0 atılır.
"Ama verilerin halkın hissiyle buluşmadığı noktada halk fakirleşir. Gerçek enflasyon yüzde 35-40 ise ve resmi veriler bunu yüzde 14 olarak lanse ediyorsa, sizin maaşınızdan aradaki fark kadar erime, diğer adıyla fakirleşme olacaktır."
ENAG kimlerden oluşuyor?
ENAG bugün, Prof. Dr. Ulusoy ve Gençer dahil olmak üzere yedi kişilik bir akademisyen ve ekonomi uzmanları ekibinden oluşuyor.
Grubun bir danışma kurulu da bulunuyor.
Bu kurulda eski bürokratlar da yer alıyor.
Örneğin eski Hazine ve Dış Ticaret müsteşarı Tevfik Altınok, eski Maliye Bakanlığı hesap uzmanı Dr. Hasan Yalçın, eski maliye müfettişi Sacit Akdemir, kuruldaki isimler arasında.
ENAG verileri nasıl topluyor?
Ulusoy, enflasyonu hesaplarken verileri internet üzerinden veri kazıma denilen yöntemle topladıklarını anlatıyor.
Verileri tamamen web sayfalarından, özellikle de bütün hane halklarının aktif olarak kullandığı sayfalardan topladıklarını belirtiyor.
"Bu, Harvard ve MIT'de uygulanan yöntemin aynısıdır. Dünyada da bazı merkez bankları, kendi enflasyon verilerini oluşturmak için, kendi bünyelerinde bu yöntemi kullanırlar" diyor.
ENAG enflasyonu nasıl hesaplıyor?
ENAG olarak saatlik enflasyonu hesaplayacak bir sistemlerinin olduğunu, bunu sonra günlük hesaplayıp aylığa çevirdiklerini, onu da yıllığa çevirdiklerini anlatıyor Ulusoy.
Ayçiçek yağı fiyatındaki değişimi örnek olarak aktarmasını istediğimizde bunu şöyle açıklıyor:
"Bütün elde edilebilir ayçiçek yağı fiyatlarının verileri o gün çekiliyor. O gün promosyon varsa da o gün zam varsa da o gün fiyatı değişmemişse de bütün ayçiçek yağı fiyatları çekiliyor.
İstatistikteki büyük sayılar kanunu kapsamında bunun ortalaması alınıyor ve bu ortalamadan yola çıkılarak o günkü ayçiçek yağının enflasyonu hesaplanıyor.
"Hata olmasın diye en az yedi sekiz bilgisayardan, eş zamanlı olarak, Türkiye'nin her yerinden bütün fiyatları alıyoruz. Ürünlerin ortalama fiyatlarını hesaplıyoruz. Günlük hesapları sonra aylığa çeviriyoruz.
Ürünlerin ortalama fiyatlarıyla TÜİK'in sayfasındaki ağırlığını çarpıp, enflasyon sepetine katkısını ölçüyoruz. TÜİK'in 415 maddelik enflasyon sepetinin aynısını kullanarak enflasyon oranını elde ediyoruz."
Peki, bu 415 maddelik sepet konusunda TÜİK'le yaklaşım farkları var mı?
"Bir defa enflasyonun matematiksel, ağırlık vb. yöntemi hiçbir yerde değişmez. Birleşmiş Milletler İstatistik Ofisi'nin COICOP (Kişisel Tüketim Harcamalarının Amaca göre Sınıflanması) denilen sistemine göre birimler sınıflandırılmıştır.
O sınıflandırma 415 madde üzerinden olmuştur. Öeğin ayçiçek yağı onlardan bir tanesidir, domates bir başkasıdır vb." dedikten sonra TÜİK ile fiyat toplama yönteminde farklılıkları olduğunu söylüyor Ulusoy:
"TÜİK sokaktaki marketten veya belirlediği marketlerden fiyatları alıp ona göre aylık enflasyonu hesaplıyor. Bu sokağa inme, markete inme bildiğim kadarıyla ayın başında, ortasında ve sonuna doğru olmak üzere ayda birkaç defa tekrarlanıyor.
Ve yine bildiğim kadarıyla TÜİK 550 bin tane günlük veri alıyor. Bu verileri o COICOP'taki 415 madde sınıflandırmasına göre enflasyon sepetine koyup, ağırlıklarıyla çarpıp enflasyon değerini elde ediyor."
ENAG'ın ise verileri günlük olarak ve web siteleri üzerinden topladığını belirtiyor.
Ulusoy, veri kazıma yöntemiyle her ay milyonlarca veri çektiklerini belirtiyor:
"Bir saatte bütün Türkiye'nin verilerini alabiliyoruz. Günlük yaklaşık 255 bin veriyi bir saatte alabiliyoruz. TÜİK'in aylık 550 bin fiyat verisine karşın 7,5 milyondan fazla fiyat verisini elde ediyoruz. Bu da bizi büyük sayılar kanununun o güzel sonuçlarına götürüyor."
TÜİK ile veriler neden çok farklı?
Peki TÜİK ile ENAG'ın açıkladığı enflasyon rakamları arasındaki büyük farkın nedeni, Prof. Dr. Ulusoy'un bu anlattıkları mı?
"Değildir muhakkak" diyor ENAG yöneticisi ve şu yorumu yapıyor:
"İki tane enflasyon oranı açıklanıyorsa ve bir enflasyon oranı halkın duygularıyla, hissettikleriyle, sanayicinin verileriyle, raflardaki fiyatlarla uyuşup diğeri uyuşmuyorsa, aradaki farkı uyuşmayan birimin açıklaması gerekiyor."
Prof. Dr. Ulusoy, "devletlerin genelde kötü verilerde cimri davrandığı" yorumunu da yaptıktan sonra devam ediyor:
"Öeğin büyük bir deprem olduğunda ölü ve yaralı sayısı devlette cimriliğe neden olur. Enflasyonda da cimriliğe neden olur çünkü kötü bir veridir enflasyon. Devlet her zaman pres yapar.
"Ama ENAG olarak değil de kişisel görüşüm olarak şunu söyleyebilirim; Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki son 40-50 yılda, halkın hissettiği enflasyonla devletin verisi arasındaki fark hiç bu kadar fazla olmamıştı. TÜİK'in ÜFE'si (Üretici Fiyat Endeksi) ile TÜFE'si (Tüketici Fiyat Endeksi) arasındaki fark da hiç bu kadar fazla olmamıştı."






Yorumlar (0)