Ancak Cumhurbaşkanı Kays Said’in yasama, yürütme ve yargıyı tekeline aldığı bir sürecin sonunda referandumdan geçirilen yeni anayasa ülkeyi birleştiren bir toplumsal sözleşme olamadı.
Anayasanın Said’in sistemin rayına oturma vaadine hizmet edeceğine dair inanç da zayıf.
25 Temmuz’da 9,2 milyon seçmenden sadece 2,8 milyonunun oylamaya katılması çoğunluğun güvensizliği olarak kayda geçti.
Said anayasanın yüzde 94,60 “Evet” ile geçtiğini belirtip yeni bir döneme girildiğinden bahsederken, muhalefet sandığa gitmeyen yüzde 69,50’lik çoğunluğa dikkat çekip meşruiyet tartışmasını sürdürüyor.
Katılım meselesi tartışmanın son halkası. İlk önce usul tartışması vardı.
Said tüm sorunların kaynağı olarak gördüğü siyasal partileri dışlayıp internet üzerinden doğrudan halkın görüşünü alma yoluna gitmişti.
Meclis askıya alındığından zaten sürecin dışındaydı.
Said ilk taslağı anayasa profesörü Sadık Belaid başkanlığında bir heyete yazdırdı. Daha sonra kendisi bizzat değişiklikler yaptı.
Asıl kıyamet ayrıntılar ortaya çıkınca koptu.
Nihai hali 30 Haziran’da açıklanan taslak yeterince tartışılamadı.
Said’in taslağı için “ulusal diyalog çağrısı” ile "ulusal monolog" diye dalga geçildi.
Bu çağrıya en büyük sivil güç sayılan Tunus Genel İşçi Sendikaları (TGİS) olumlu yanıt vermedi.
Halbuki TGİS, Said’in Temmuz 2021’deki kararlarına muhalefet etmemişti.
Boykot cephesine göre yeni anayasayla Said otoriter bir rejim inşa ediyor, Yasemin Devrimi’nin tabutuna son çivi çakılıyor.
Said’in destekçileri ise devlet kurumlarının işlevselliğini kazanması için sistemin doğru yola koyulduğunu düşünüyor.
Said yasama ve yürütmedeki tıkanmalar, yolsuzluklar, hukuksuzluklar ve İslamcıların devlete sızmasını gerekçe göstererek 25 Temmuz 2021'de meclisi askıya almış, hükümeti feshetmiş, milletvekillerin dokunulmazlıklarını kaldırmıştı.
22 Eylül 2021’de kararnamelerle yürütme organını kendisine bağlamış, daha sonra yüksek yargıda düzenlemelere gitmişti.
25 Temmuz 2022'de anayasa referandumu, 17 Aralık 2022'de genel seçim öngören bir yol haritası hazırlamıştı.
Boykot cephesi kalabalık ama…
Said inandığı doğruları pazarlığa açmayarak geniş bir boykot cephesi yarattı.
Nahda Hareketi, Tunus'un Kalbi, Onur Koalisyonu, Tunus İrade Hareketi, Emel Partisi ve Darbeye Karşı Vatandaşlar Girişimi’nin yer aldığı “Ulusal Kurtuluş Cephesi”; sol kanattan Tunus İşçi Partisi, Cumhuriyet Partisi, Demokratik Akım Partisi, Tekatül Partisi ve Kutup Partisi’nin buluştuğu "Tunus Hamlesi Girişimi", yine sol eğilimli Sosyal Demokrat Yol, Halkın İradesi Partisi boykot çağrısı yapmıştı.
Özgür Anayasa Partisi de referandumun durdurulması için dava açmıştı.
Halk Hareket Partisi, Halkın Gücü Partisi, Tunus İçin Koalisyon Partisi ve İleri Tunus Partisi de yeni anayasayı destekleyen güçler arasındaydı.
Cumhuriyet Halk Birliği Partisi ve Afak Tunus Partisi ise referanduma katılıp “Hayır” oyu kullanmaktan yanaydı.
TGİS üyelerini serbest bıraktı.
Bu tablo 21 Temmuz kararlarına destek verenlerle bu müdahaleyi darbe olarak görenlerin Said’e karşı birleştiğini de gösteriyor.
Ülkeye nasıl bir rejim biçildi?
Arap Baharı’nın iktidara taşıdığı güçlerce hazırlanan 2014 anayasasının yerini alan yeni anayasa rejimin adını “cumhuriyet” olarak koyarken cumhurbaşkanına hükümet ve yargı üzerinde daha fazla yetki veriyor ve parlamentoyu zayıflatıyor.
Yeni anayasanın ana hatları şöyle:
-Halk Meclisi’nin yanı sıra “Bölgesel Ulusal Konsey” adıyla ikinci bir meclis kuruluyor
-Cumhurbaşkanı parlamentoda güvenoylaması olmadan hükümeti ve bakanları atama yetkisini elinde tutuyor.
-Hükümet meclise değil cumhurbaşkanına karşı sorumlu kılınıyor.
-Cumhurbaşkanı, hükümet ya da herhangi bir kabine üyesinin görevine başbakanın talebi üzerine veya kendi inisiyatifiyle son verebiliyor.
-Gensoru ile hükümetin düşürülmesi isteniyorsa meclisin iki kanadının birlikte üçte iki çoğunlukla evet oyu vermesi gerekiyor.
-Bir yasama döneminde gensoru ile ardı ardına iki hükümet düşürülmüşse cumhurbaşkanı meclisi feshedip ülkeli erken seçime götürebiliyor.
-Cumhurbaşkanı bütçeyi belirleyebiliyor.
-Cumhurbaşkanı meclise yasa tasarısı gönderebiliyor. Bu tasarıların da öncelikle ele alınması öngörülüyor.
-Cumhurbaşkanı, başbakanın önerilerini aldıktan sonra sivil ve askeri idarede üst düzey atamaları yapıyor.
-İç güvenlik güçleri bundan böyle hükümete değil ‘başkomutan’ konumundaki cumhurbaşkanına karşı sorumlu oluyor.
-Yasama, yürütme ve yargı gücü yerine “işlevi” denilerek güçler ayırımı ilkesi sulandırılıyor.
-Said’in siyasallaşarak yolsuzlukla mücadeleyi engellediği ve siyasi suikastlerle ilgili bazı dosyaları geçiştirdiği suçlamasıyla askıya aldığı Yüksek Yargı Konseyi kaldırılıyor. Bunun yerine yargının farklı dalları için üç ayrı konsey kuruluyor.
-Yüksek yargı mensupları cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. 2014 anayasasına göre Yüksek Yargı Konseyi üyelerinin üçte ikisi yargıçlar tarafından atanıyordu. Daha önce yargıçların atanması ve görevden alınması konusunda Yüksek Yargı Konseyi’nin görüşü esastı.
-Askeri mahkemelerde sadece askeri suçların görüleceği şartı da kaldırılarak sivillerin yargılanmasının önü açılıyor. Gerçi kanundaki yetersiz düzenlemeler nedeniyle siviller askeri mahkemelerde yargılanmaya devam ediyordu.
-Said’e Eylül 2021’de yayımladığı başkanlık kararnamelere göre seçime kadar ülkeli yönetme yetkisi veriliyor.
-Said’in 25 Temmuz 2021 kararlarını alırken başvurduğu 80. madde yeni korunuyor. Bu madde ülkenin tehlikede olması halinde cumhurbaşkanına olağanüstü önlemler alma yetkisi tanıyor.
-Cumhurbaşkanı geniş yetkililere sahip olmakla birlikte eylemlerinden dolayı sorumlu tutulmuyor.
-Cumhurbaşkanının görevine son verecek ya da denetleyecek etkili bir anayasal mekanizma öngörülmüyor.
-Çifte vatandaş olarlara cumhurbaşkanı olma yolu kapatılıyor.





Yorumlar (0)