Sevgili yok olmaya yüz tutmuş orta gelirli… O gün yine geldi çattı değil mi?
Halbuki daha bir hafta önce onca harcamayı yapan sen değil miydin?
Bir elin market arabasında, diğer elinde alınacaklar listesi…
Tedirginlikle giriyorsun süpermarket kapısından. Usulca geçiyorsun havlu kağıt raflarını "evdeki tuvalet kağıdıyla idare ederim" diyerek.
70 lira ve üstüyle fiyatlanmış temizlik malzemelerini artık almak zorundasın. Hani geçen hafta almayı ertelediğin…
Sonrasında market arabasına attığın bir kalıp peynirin 100 liralık acısıyla yaklaşıyorsun manav reyonuna.
Domatese 15, salatalığa 10 lira verirken bir demet ota 5 lira vermek ağrına gidiyor.
"Bitti galiba" deyip ufuktaki kasaya yöneliyorsun. Başka bir şey almamak için çevrene bakmazken, gözünün ucuna bir şey takılıyor.
Dışı pembe. Alev gibi yukarıya doğru uzanan kabuğunun uçları ise yeşil.
"Bu neymiş, bir deneyelim" hatasına düşüp sepete atmaya kalkıyorsun ki son anda etiketi fark ediyorsun: Ejder Meyvesi, 90 lira.
Evet sevgili orta gelirli… Haberlerden hatırladığın meyve bu.
Hani 2018 yılının 30 Ağustos resepsiyonunda Cumhurbaşkanlığı tarafından menüye eklendiğinde hayli tartışma yaratan meyve…
Aynı menüde "gariban" taze sıkılmış portakal, elma, havuç ve greyfurt suları en altlardayken, ejder meyvesi ve liçi ilk iki sıradaydı.
Orta ve alt gelirlilerin genellikle haberlerde rastladığı, isimleri cisimleri az kişi tarafından bilinen bu meyveler, tropikal iklimlerin ürünleri.
Ama yine az bilinen bir şey daha varsa o da bu meyvelerin uzun süredir Türkiye'de de üretildiği.
Tropikal meyve ihracatı 4 yılda iki kattan fazla artı
Aralarında avokado, mango, pitaya (ejder meyvesi), çarkıfelek, longan, liçi gibi ürünlerin de olduğu 40'tan fazla tropikal meyve çeşidi Muğla'dan Adana'ya kadar bir hatta yüzlerce dönümlük seralarda yetişiyor.
Antalya'nın Alanya ve Gazipaşa ilçeleri, Türkiye'nin tropikal meyve üsleri. Bu ilçeleri Mersin'in Silifke'si ve Anamur'u takip ediyor.
Hemen hepsi iç piyasaya sunulurken, avokado, mango, ejder meyvesi olmak üzere pek çok tropikal ürün yurtdışına da ihraç ediliyor.
Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği'nin (BAİB) verilerine göre, 2018'de 5 bin 425 ton olan tropikal meyve ihracatı, 2019'da 5 bin 641 ton, 2020'de 6 bin 738 ton, 2021'de ise 12 bin 231 tona ulaştı.
Tropikal meyve ihracatından dört yıl önce 4 milyon 696 bin dolar gelir sağlanırken, bu rakam 2021'de 14 milyon 372 bin dolara çıktı.
BAİB'e göre farklı ülkelere son dört yılda yapılan tropik meyve ihracatından 30 milyon 37 bin 919 dolar gelir elde edildi.
BAİB Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, 16 Ağustos'ta Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada 1 Ocak - 9 Ağustos 2022 döneminde ülke genelinde yaklaşık 9 milyon dolarlık tropikal meyve ihracatı yapıldığını, bu satışın yaklaşık 1,5 milyon dolarlık kısmının Batı Akdeniz'deki ihracatçılarca gerçekleştirildiğini söyledi.
10 milyar doları aşan pazar
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) tahminlerine göre mango, mangostan, guava, ananas, avokado ve papayadan oluşan başlıca tropikal meyvelerin ticaret hacmi 2021'de 10,5 milyar dolara ulaştı.
Pandemi sonrası turizm ve hizmet sektörünün açılmasıyla talebin daha da güçlendiğini söyleyen FAO, ABD ve Avrupa Birliği'nin en büyük ithalatçı ülkeler olduğunu belirtiyor.
Muzun yanı sıra ananas, avokado ve mango küresel çağda en geniş ticaret hacmine sahip tropik meyveler.
Ağırlık olarak bakıldığında en yüksek küresel ihracat, 3,3 milyon tonla ananasta bulunuyor.
Ticaret hacmi açısından ele alındığında ise avakado, küresel tropikal meyve ticaretinin yüzde 50'isni oluşturuyor.
Mango, mangostan, guavanın ticaret hacmi ise yüzde 27. Görünümü kavuna, tadı balkabağına benzeyen papaya ise 360 bin tonla uluslararası ihracat pazarına girdi.
En fazla talep Rusya'dan
Türkiye'nin ise ürettiği meyveleri en çok sattığı ülke Rusya.
BAİB'in verilerine göre 2021'de Rusya'ya 5 bin 745 ton tropikal meyve ihraç edildi. Lübnan, 2 bin 981 ton ihracat ile ikinci, 1970 ton ihracatın yapıldığı İspanya ise üçüncü sırada yer aldı.
Tropikal meyvelerden en fazla kivi, avokado, yaban mersini, Trabzon hurması, böğürtlen, mango, ananas, çarkıfelek (passion furit), pitaya ve guava ihraç edildi.
Bu meyvelerin sofranıza gelip gelmeyeceğinin garantisini veremesek de bazılarını yakından tanıma konusunda yardımcı olalım…
1998 yılından bu yana Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nde (BATEM) avokado konusunda araştırmalar yapan Dr. Süleyman Bayram'ın kaleme aldığı "Avodako Yetiştiriciliği" adlı makaleye göre avokadonun Türkiye'ye girişi 1970'li yıllara kadar uzanıyor.
Özünde Meksika, Guatemala ve Orta Amerika'nın Pasifik sahilleri boyunca yetişen avokadonun ticari serüveni, 1911 yılında 'Fuerte' çeşidinin Meksika'dan seçilerek Kaliforniya'ya getirtilmesi ile başlıyor.
Tarihler 1970'lerin başlarını gösterdiğinde FAO aracılığıyla Kaliforniya'dan 'Fuerte'. 'Hass'. ‘Bacon' ve 'Zutano' olmak üzere 4 önemli çeşidi Türkiye'ye getiriliyor.
Bu çeşitler Antalya, Dalaman-Muğla, Alata-Mersin, Adana ve İskenderun Hatay ekolojik koşullarında denemeye alınıyor.
Türkiye'nin Akdeniz sahil kuşağındaki bazı alanlarının oldukça uygun olduğu tespit edilmesinden sonra yetiştiriciliği, 1980'li yılların ortalarından itibaren hız kazanıyor.
Bugün Türkiye'deki avokado üretiminin yaklaşık yüzde 75- 80'i Antalya'da, yüzde 15-20'si Mersin'de ve yüzde 2-5'i Muğla ve Hatay gibi diğer illerde yapılıyor. Antalya'daki üretimin ise yaklaşık yüzde 80'i Alanya ve Gazipaşa ilçelerinden karşılanıyor.
Faydaları neler?
Dr. Süleyman Bayram'ın aktardığı bilgilere göre 100 gramında yaklaşık 167 kalori olan avokado önemli bir enerji kaynağı. Antioksidan vitaminler olarak bilinen A, C ve E vitaminler açısından zengin. Bu vitaminler, kandaki düşük yoğunluktaki lipoproteinlerin (LDL) oksidasyonunu azaltarak kalp hastalıklarını azaltmada olumlu rol oynuyor.
Yağ içeriğinin dörtte üçünden fazlası kandaki kolesterolü düşürücü etkisi olan doymamış yağ asidinden oluşuyor. Bayram, "Avokado yağının insan beslenmesindeki önemi; atherosklerotik kalp hastalıklarına (kalp damarlarının daralması ve tıkanması) neden olan kandaki düşük yoğunluktaki lipoprotein (LDL) kolesterol seviyesini azaltan, tekli doymamış oleik asidi içermesidir" diyor.
Avokadonun bilinirliği ve maddi açıdan ulaşılabilirliği diğer tropikal meyvelere kıyasla daha fazla.
"Ben bunu marketlere satarım" diyerek başladı
Hilmi Sevilgen, bu besinin sofralara gelmesini sağlayan üreticilerden biri.
Aynı zamanda Alanya Avokado Üreticileri Birliği Başkanı olan Sevilgen, çiftçilikle başladığı mesleğine halcilikle devam ederken tanışmış avokadoyla.
Eskiden beri domates, salatalık, patlıcan, biber, portakal, mandalina gibi ürünleri satan Sevilgen, yaklaşık 15 sene önce kendilerine gelen avokadoya pazar bulunamamasının ardından başlıyor işe.
"Ben halde çalışırken Migros'la çalıştığım için bizim avokadoya girmemiz hızlandı" diyen Sevilgen, başkalarının almadığı bu ürünü Migros'a vermeye başlıyor. Gelir seviyesi daha yüksek olan belli bir müşteri grubuna sahip bu markette zamanla satışlar da hızlanıyor.
Sevilgen'in açıklamasına göre avokadonun hem işçiliği kolay, hem zirai ilaç istemiyor, hem de tane ile satıldığı için getirisi daha fazla olabiliyor.
Bu kolaylıkların da önlerini açtığını belirten 42 yaşındaki çiftçi, avokadonun üretimine bireysel olarak 2009'da başlıyor.
Alanya avokadosu coğrafi işaretle tescillendi
Kolaylığı kadar zorluğu da olan avokado ile ilgili en önemli adım, sabırlı olunması. Zira, ekildiğinde hemen ürün veren bir bitki değil.
Ekildikten üç yıl sonra ürün almaya başlandığını aktaran Hilmi Sevilgen, "Dördüncü, beşinci yılında gelişim çağını yaşamaya başlıyor. Altıncı yılında tam randımanlı, üreticinin eline para geçirecek bir seviyeye gelebiliyor" şeklinde açıklıyor yaşam döngüsünü.
Avokadonun ticari faaliyetinin 2010'da hızlandığı bilgisini paylaşan Sevilgen ve diğer üreticiler, aynı yıl Avokado Üreticiler Birliği'ni kuruyor.
2015'de Birlik Başkanı seçilen genç çiftçi hâlâ bu görevde. Birlik olarak yaptıkları coğrafi işaret başvurusundan olumlu yanıt gelince, Alanya avokadosu, 2018 yılında coğrafi işaretine kavuşarak tescilleniyor.
2019'da düzenlemek istedikleri Alanya Avokado Festivali ise pandemi nedeniyle 3 yıl erteleniyor. Şimdi üreticinin yeni heyecanı 21-22-23 Ekim 2022'de düzenlenecek Alanya Avokado Festivali.
Avokado, Türkiye'de 12 ay hasat edilebiliyor
Hem iç pazarda hem dış pazarda avokado satışından memnun olduklarını söyleyen Sevilgen, Rusya, Ukrayna, Romanya, Gürcistan, Yunanistan, Bulgaristan, Azerbaycan, İran ve Orta Doğu ülkeleri gibi yerlere ihracat yaptıklarını hatırlatıyor.
Sevilgen'in açıklamasına göre avokado, tek bir ağaçtan elde edilmiyor. Değişik cinsleri var ve her cinsin hasat dönemi farklı.
Örneğin clifton cinsi avokadonun hasadı ağustos ve eylül. Zutano cinsi avokado için bu tarihler eylül-ekim. Ettinger ve bacon cinsi avokado ekim-kasım gibi hasat ediliyor.
Fuerte cinsi, aynı zamanda Alanya avokadosu olarak coğrafi işaretin alındığı ürün. Bunun da hasadı ekimde başlıyor, marta kadar devam ediyor.
Pinkerton cinsinin hasadı ise aralık, ocak, şubatta başlayıp martta sona eriyor. Sadece pinkerton cinsi seralarda yetişiyor. Diğerleri için ise açık alanda üretim mümkün.
Dünyadaki avokadonun yüzde 70'ini karşılayan hass cinsi için tarihler ise mart ve haziran arası.
Sevilgen, "Bizim geliştirdiğimiz Alanya avokadolarının hasadına beşinci ayda başlıyoruz. Yedinci aya kadar sürüyor. Şu an ülkemizde 12 ay avokado hasadı yapılabiliyor. Üçüncü ay ile yedinci ay arasında eksik üretim olduğu için ticari faaliyeti daha az" diyor.
Üretim alanının kısıtlı olduğunu da hatırlatan Sevilgen, avokadonun sıfır derecenin altında donduğu, 35 derecenin üzerindeki sıcaklıkta yandığı bilgisini paylaşıyor.
Ne kadar kazandırıyor?
Sevilgen'in de bahsettiği gibi avokado işçiliği kolay bir ürün.
Ancak elbetteki bahçe, tarla ya da sera sizin değilse, öncelikle bu alanları almanız için bir sermayeniz olmanız gerekiyor.
Onun dışında hafriyat, yer altından su için sondaj, damla sulama sistemi, havuz kurulması, gübre gibi kalemlerin maliyetinin özellikle son 1,5-2 yılda çok yükseldiğini vurguluyor Hilmi Sevilgen.
Bunun yanı sıra avokadonun ticari kilogram ile değil adet ile yapılıyor.
"Yani biz 1 kilogram satacağımız yerde beş taneyi adet adet satmaya başlayınca gelirimiz de arttı" diyen Sevilgen'in toplam 44 dönüm arazisi var. Bunun içerisinde muz da var, iki dönümlük sera içerisinde yetişen mango da…
Yaklaşık 40 dönümde yetişen avokado ağaçları arasında üç yaşında olan da var, beş yaşında olan da var, 11 yaşında olan da. Avokado ne kadar büyükse gelir de o kadar artıyor.
40 dönümlük araziden aşağı yukarı 2 milyon liraya yakın ciro yaptıklarını söyleyen Sevilgen "Bizim yıllık 300-350 bin lira civarında bir masrafımız oluyor. Ortalama 1,5 milyon lira bir kâr bize kalıyor diyebiliriz" ifadelerini kullanıyor ve ekliyor:





Yorumlar (0)